top of page
logo

* İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ve Ergonomi kavramlarının temel amaçlarını açıklayabilmek.

21 Eyl
4 dakikada okunur

Giriş

Modern iş sağlığı ve güvenliği biliminin henüz 20. yüzyılda kurulduğunu biliyor muydunuz? Oysa insanın çalışma ortamıyla olan ilişkisi ve kendini koruma arayışı, Antik Mısır piramitlerinin inşasına ve Babil İmparatoru Hammurabi'nin kanunlarına kadar uzanmaktadır. Bu ders, insanlık tarihinin en temel mücadelelerinden biri olan iş yerinde hayatta kalma ve sağlıklı çalışma hakkının gelişimini ele almaktadır.

Öğrenme Hedefleri:

  • İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ve Ergonomi kavramlarının temel amaçlarını açıklayabilmek.

  • Sanayi Devrimi öncesinde, sırasında ve sonrasında dünyada İSG alanındaki dönüm noktalarını ayırt edebilmek.

  • Osmanlı İmparatorluğu, TBMM ve Cumhuriyet dönemlerinde Türkiye'de atılan yasal ve pratik İSG adımlarını kronolojik olarak sıralayabilmek.

  • İSG'nin üç temel unsurunu (çalışan, üretim ve işletme güvenliği) kavrayabilmek.

İş Sağlığı ve Güvenliği ve Ergonomi

İş sağlığı ve güvenliği (İSG); çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı korumayı amaçlayan tıbbi, teknik, sosyal ve hukuki yönleri bulunan disiplinler arası bir bilim dalıdır. İSG sadece kaza olduktan sonra devreye giren bir mekanizma değil, kazaları önceden engellemeye odaklanan proaktif (önleyici) teknik bir yaklaşımdır.

Bu noktada karşımıza Ergonomi kavramı çıkar. Ergonomi, insan ile çalışma ortamı arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Araştırmalara göre uygulamalı ergonominin en büyük uygulama alanı (%84) güvenlik konusudur. Çalışma ortamında yapılacak küçük ergonomik düzenlemeler bile işçinin üretkenliğini artırırken mesleki riskleri minimize eder.

Çalışanlara yönelik İSG faaliyetlerinin üç temel ayağı vardır:

  • Çalışanların Korunması: İSG çalışmalarının asıl amacıdır; işçinin ruh ve beden bütünlüğünün korunmasını hedefler.

  • Üretim Güvenliğinin Sağlanması: İş kazaları ve meslek hastalıklarının azalmasıyla iş gücü kaybı önlenir ve üretim verimliliği artar.

  • İşletme Güvenliğinin Sağlanması: Yangın, patlama veya makine arızaları gibi tüm işletmeyi tehlikeye atacak durumların önceden engellenmesidir.

Sanayi Devrimi Öncesi Dünyada İSG

Çalışma koşulları ile sağlık arasındaki ilişki sanılandan çok daha eskidir. Tarih boyunca bu ilişkiye ışık tutan önemli gelişmeler ve bilim insanları şunlardır:

  • Antik Çağlar: M.Ö. 1500'lerde Mısırlılar piramit inşasında çalışan işçiler için tıbbi servisler kurmuştur. M.Ö. 2000'lerde Hammurabi Kanunları, binası çöken müteahhitlere ağır cezalar (kısasa kısas) getirerek ilk yapı güvenliği kurallarını koymuştur.

  • Hipokrat (M.Ö. 370): Tarihte ilk kez kurşunun zararlı etkilerini (kurşun koliği, felçler) saptamış ve mesleki zehirlenme ile iş arasındaki ilişkiyi kurmuştur.

  • Plini (M.S. 23-79): Çalışanları tehlikeli tozlara karşı korumak için maske niyetine başlarına torba (hayvan mesanesi) geçirmelerini önermiştir.

  • Paracelsus (1493-1541): Madenciler üzerine yazdığı kitapla modern toksikolojinin kurucusu kabul edilir. Doz ile zehir arasındaki ilişkiyi formüle etmiştir.

  • Georgius Agricola (1494-1555): 'De Re Metallica' adlı eserinde, maden tozunu önlemek için ocakların havalandırılması gerektiğini belirtmiş ve koruyucu yöntemler önermiştir.

  • Bernardino Ramazzini (1633-1714): İşçi sağlığının babası sayılır. Hekimlerin hastalara 'Mesleğiniz nedir?' sorusunu sormasını gelenekselleştirmiştir. Ergonomi ilkelerini daha 17. yüzyılda açıklamıştır.

Sanayi Devrimi ve Modern Dönem

  1. yüzyılda buhar gücünün makinelere uygulanmasıyla atölyeler yerini devasa fabrikalara bıraktı. Kırsaldan şehre göç eden eğitimsiz kitleler; günde 16-18 saatlik ağır çalışma süreleri, düşük ücretler, yoğun çocuk ve kadın emeği sömürüsüyle karşı karşıya kaldı. Başlangıçta suçluyu 'makineler' olarak gören işçiler (makine kırma eylemleri), zamanla asıl sorunun önlemsizlik olduğunu anladılar.

İngiltere'de yükselen toplumsal tepkiler yasal reformları zorunlu kıldı:

  • 1802 Çırakların Sağlığı ve Morali Kanunu: Günlük çalışma süresini 12 saatle sınırlayan ve havalandırma zorunluluğu getiren tarihteki ilk İSG yasasıdır.

  • 1833 Fabrikalar Yasası: Fabrikaları denetlemek üzere bağımsız 'müfettiş' atanmasını zorunlu kılmış, 9 yaş altı çocukların çalıştırılmasını yasaklamıştır.

  • 1842 Maden Kanunu: Kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların madende çalıştırılmasını yasaklamıştır.

  • yüzyıla gelindiğinde, ABD'li Alice Hamilton mesleki zehirlenmeler üzerine öncü çalışmalar yaptı. 1919'da kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve sonrasında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile İSG küresel bir standart haline geldi. Günümüzde ise otomasyon ve robotik teknolojiler, insanı tehlikeli ortamlardan uzaklaştırarak iş güvenliğinde yepyeni bir çağ açmıştır.

Türkiye'de İSG'nin Gelişimi

Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği hareketleri, sanayileşme adımlarına paralel olarak üç ana dönemde incelenir:

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi: Geleneksel küçük zanaat döneminde ilişkileri Loncalar ve dinsel hukuk (Mecelle) belirliyordu. 1829'da Ereğli kömür havzasının açılmasıyla ağır çalışma koşulları ve pnömokonyoz (akciğer tozu hastalığı) baş gösterdi. Bu durum iki önemli mevzuatı doğurdu:

  • Dilaver Paşa Nizamnamesi (1865): Padişah onayından geçmediği için resmi tüzük olamasa da madende hekim bulundurma zorunluluğu getiren ilk belgedir.

  • Maadin Nizamnamesi (1869): İşverene iş kazalarını önleme yükümlülüğü ve tazminat sorumluluğu getiren, eczane ve diplomalı hekim çalıştırmayı zorunlu kılan çok daha gelişmiş bir mevzuattır.

Birinci TBMM Dönemi (1920-1923): Kurtuluş Savaşı'nda hayati önem taşıyan kömür üretimini korumak için adımlar atıldı. 1921 tarihli 151 sayılı Ereğli Havzası Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile çalışma süresi günde 8 saate indirildi, Amele Birliği ve yardım sandıkları (ilk sosyal güvenlik tohumları) kuruldu.

Cumhuriyet Dönemi: Cumhuriyet ile birlikte planlı sanayileşme ve kurumsallaşma hız kazandı:

  • 1924 Hafta Tatili Yasası: İşçilere dinlenme hakkı tanıyan ilk olumlu adımlardandır.

  • 1930 Umumi Hıfzısıhha Yasası: Gebe kadın ve çocuk koruması, belirli sayıda işçi çalıştıran yerlerde iş yeri hekimi ve revir/hastane zorunluluğu getirmiştir.

  • 1936 tarihli 3008 sayılı İş Yasası: Ülkemizin ilk kapsamlı ve sistemli iş kanunudur.

  • 1946 Çalışma Bakanlığı: İSG denetimlerinin tek elden yürütülmesini sağlamıştır.

Özet

Bu derste, İş Sağlığı ve Güvenliği kavramının antik çağlardan günümüze kadar uzanan dönüşümünü inceledik. İşte aklımızda tutmamız gereken en önemli noktalar:

  • İSG ve Ergonomi: İSG, proaktif bir koruma bilimidir. Ergonomi ise insan ile iş istasyonu arasındaki uyumu sağlayarak hem verimliliği hem de güvenliği artırır.

  • Üç Temel Direk: İSG; sadece çalışanı korumakla kalmaz, aynı zamanda üretim sürekliliğini (üretim güvenliği) ve iş yerinin fiziksel varlığını (işletme güvenliği) korur.

  • Tarihsel Dönemeçler: Antik Mısır'daki tıbbi yardımlardan Hammurabi'nin tazminat kurallarına, Ramazzini'nin meslek sorgulamasından Sanayi Devrimi'ndeki 12 saat sınırına (1802 Yasası) kadar insanlık adım adım daha güvenli çalışmayı öğrenmiştir.

  • Türkiye'nin Yol Haritası: Ereğli kömür madenlerindeki ağır koşullar nedeniyle ortaya çıkan 1865 Dilaver Paşa ve 1869 Maadin Nizamnameleri ile başlayan yerel süreç; 1921'de 8 saatlik iş gününü getiren 151 sayılı Kanun, 1930 Umumi Hıfzısıhha Yasası ve 1936'daki ilk sistematik iş yasası olan 3008 sayılı Kanun ile olgunlaşmıştır.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page